Akademik Birisi

Tezsiz Yüksek Lisans Şartları Nelerdir?

  Hiç yorum yok
Temmuz 07, 2020


Tezsiz yüksek lisans günümüzde daha çok askerlik çağına gelmiş vatandaşların askere gitmelerini ertelemek için tercih ettiği bir durum olarak karşımıza çıkıyor. Hal böyle olunca en çok merak edilen ve sıklıkla bana da sorulan bir konu olduğu için bildiklerimiz aktarmak gerekiyor.

Her üniversite kendi ilanını kendi web sitesinden tezsiz yüksek programlarını ilan ederek öğrenci alımı yapmaktadır. İlinizdeki veya yakın çevrenizdeki üniversitelerin yüksek lisans alımlarını takip etmek için ilgili üniversitenin enstitü sayfasını sıklıkla takip ederek bu programlara dahil olabilirsiniz.

Yüksek Lisans Başvuruları Ne Zaman Olur?

Bu alım için net bir tarih bulunmamaktadır. Ancak genellikle Temmuz-Ağustos-Eylül-Aralık-Ocak-Şubat aylarında bu başvurular alınmaktadır. Her üniversite kendi alım tarihlerini kendi sayfalarında açıklamaktadır.

Yüksek Lisans Başvuru Şartları Nelerdir?

Bu şartlarda üniversitelere göre farklılık gösterse bile genellikle Lisans Programlarından mezuniyet notunuz dikkate alınmaktadır. 4'lük veya 5'lik puan sistemine göre hangi ortalama ile mezun olduysanız bu notunuz Yök Tarafından yayımlanan 100'lük puan sistemine çevrilir. Daha sonrasında ise başvuran adayların puanları sıralanır.

Kendi puanınıza aşağıdaki görselden bakabilirsiniz.
Tezsiz Yüksek Lisans Ücreti Ne Kadardır?

Tezsiz yüksek lisans ücretleri genellikle her dönem için ayrı ayrı alınmaktadır. Üniversitenin anlaşmalı olduğu bankaya gidilerek bu ücret yatırılır. Bu ücret üniversitenin tezsiz yüksek lisans ilan metninde belirtilir.
Bu ücret her üniversite için değişken olmakla birlikte genellikle dönem için 1500-2500 lira civarındadır. Yani 1 yıllık ücret 3000-5000 lira arasında değişmektedir.

Tezsiz Yüksek Lisansa Nasıl Başvururum?

Her üniversitenin kendi web sitesinde öncelikle bilgilerinizi doldurarak ön kayıt yaptırmanız gerekmektedir. Daha sonrasında üniversite başvuranların lisans mezuniyet puanlarını sıralayarak ilk 300-500 bazende 1000 kişiyi programa kabul eder. Sıralamaya giren öğrenciler bilgisi verilen bankaya giderek kendilerine bildirilen öğrenci numaraları ya da T.C. kimlik numaraları ile dönem ücretinin yatırarak dekontu alırlar.

Bundan sonra kesin kayıt süreci başlamaktadır. Bu süreçte sizden istenen belgeler genellikle şu şekildedir:

1- İnternetten yapılan ön başvuruya ait çıktı belgesi (Ön Başvurudan sonra alınacaktır.)
2- Kesin Kayıt Formu doldurulacaktır.
3- Diploma veya mezuniyet belgesinin Resmi onaylı fotokopisi (Aslı ve fotokopisi ibraz edilmesi
halinde fotokopisi Enstitü tarafından onaylanır.)
4- Lisans öğreniminde aldığı dersleri ve not dökümünü gösterir belgenin (Transkript) Resmi onaylı
fotokopisi (Aslı ve fotokopisi ibraz edilmesi halinde fotokopisi Enstitü tarafından onaylanır.)
5- Eğitim-öğretim harcının yatırıldığına dair banka dekontu
6- Nüfus Cüzdanının aslı ve fotokopisi (T.C. Kimlik Numaralı)
7- Vesikalık Fotoğraf
8- Askerlik Durum Beyanı (Erkek öğrencilerden istenecek ve adayın son durumunu gösterir olmalıdır)

Devamını Oku

Hard Copy Anket Verileri Bilgisayara Nasıl Aktarılır?

  Hiç yorum yok
Şubat 27, 2020


Anketinizi hazırladınız uyguladınız ve verilerinizi topladınız. Şimdi geldi sırada ölçeklerinize verilen cevapları tek tek bilgisayar ortamına aktarmaya. Peki bunu nasıl yapabiliriz? Gerçekten basit bir yöntemi var mı?

Aslında bununla alakalı çok basit bir yöntem bulunmuyor. Mecburen eski usulde verileri tek tek girmeniz gerekiyor. Ancak bu son olsun diyorsanız size çok güzel bir önerim olacak. Bu sistem sayesinde oluşturduğunuz hard copylerinizi bilgisayara çok kolay bir şekilde girebileceksiniz.

Anketinize verilen cevaplar çoktan seçmeli olsun, boşlu doldurma olsun ya da direk düşüncelerini yazma şeklinde olsun fark etmiyor. Bu sistem sayesinde bir daha anket verilerini tek tek elle girmek zorunda kalmayacaksınız.

Sitemizin ismi PaperSurvey. Oldukça kolay bir arayüze sahip bu sitede 14 gün ücretsiz üyelik hakkınız bulunuyor. Farklı mail adresleri ile üyelik sayesinde bu durumu sürekli uzatabileceğinizi düşünüyorum. Ya da daha sonrasında 1 aylık satın almak isterseniz 20$'lık bir ücreti bulunuyor. Yıllık satın alma ücreti ise 200$ seviyelerinde. Daha çok kurumsal üyelikler için uygun bir site aslında.

Siteye üyelik çok basit ve kısa sürüyor. Ondan sonrasında bir demo videosu sizi karşılıyor ve sistem hakkında bilgi veriyor.  Videoyu yazının sonuna ekledim.

Siteye giriş yapınca Create Survey seçeneği ile hemen anket oluşturmaya başlayabiliyorsunuz. 16 farklı tarzda soruyu hazırlayabiliyorsunuz. Sorulara verilmesini istediğiniz cevapları da belirleyebiliyorsunuz.


Peki bu site çıktılara verilen cevapları nasıl okuyacak?

Site A4 kağıdı özel bir ölçekleme uygulayarak her sorunun yerinin koordinatlarını sisteme kaydediyor ayrıca verdiği bir karekod ile de her sayfayı kendisi tanıyor. Bu sayede siz cevaplı kağıtlarınızı tarayıcıdan yükleyince hızlıca kağıtları tanıyor. Bir çeşit optik okuyucu cihaz gibi düşünebilirsiniz aslında sistemi.
Yazılı olarak verilen cevapları ise el yazıları çok kötü olsa bile hemen kelimelere çevirebiliyor. Bu noktada bazen ufak dokunuşlar yapmanız gerekebilir.


Konu hakkında daha detaylı bir anlatım isterseniz aşağıda ki videoyu izleyebilirsiniz. Çalışmalarınız da kolaylık diliyorum.

Devamını Oku

En İyi Dijital Kütüphaneler Listesi

  Hiç yorum yok
Şubat 18, 2020


Dijital kütüphaneler akademik çalışmalarımızın aktif bir vazgeçilmez unsuru haline geldi. Bazı dijital kütüphaneler çok karmaşık olup işin içinden çıkılmaz bir hal alsa da bazı kütüphaneler var ki günlük olarak girip rastgele konular hakkında bilgi edinmek için dahi çok ideal ve keyif verici.

Bunlardan en iyilerine bu yazıda bakacağız.

1- World Digital Library:
Bu kütüphane vasıtasıyla içerikleri ücretsiz bir şekilde indirebiliyorsunuz. Ayrıca sitenin tasarımının güzelliği sayesinde görsel ögelerde dahil olmak üzere her türlü veriye çok hızlı bir şekilde ulaşabiliyorsunuz. El yazmaları, ender kitaplar, filmler, haritalar ve daha bir çok konu hakkında detaylı arama yapabiliyorsunuz.  Yabancı dil öğrenmek için de ideal olan bu sitede içerikler hakkında ki yazıları dinleyebiliyorsunuz da.
İnternet Sitesi: https://www.wdl.org/en/

2- The Universal Digital Library:
Bu kütüphane çok sade bir arama sayfasına sahip. Görsel zenginlik açısından zayıf olan sitenin en büyük sloganı "Milyonlarca Kitap". Yaptığınız aramalarda "Ana makinenin yanıt vermesi çok uzun sürdü" ve "Book unavailable." gibi hatalarla sıkça karşılaşabilirsiniz. Onun haricinde kitaplar hakkında her türlü bilgiye kolayca ulaşabilirsiniz. Ben pek tavsiye etmiyorum.
İnternet Sitesi: http://ulib.isri.cmu.edu/index.html

3- Gutenberg:
E-Kitap açısından en zengin kütüphanelerden birisidir kendileri. Çok da güzel bir tasarıma sahip olmasada tamamen ücretsiz olması ve bünyesinde 60.000'den fazla e-kitap barındırması sayesinde
çok kullanışlı bir kütüphane. Kütüphaneden herhangi bir epub, kindle ebooks'da indirebilirsiniz. İndirmeden okuma imkanı da sahip. Bunların hepsini üye olmadan yapabiliyorsunuz.
İnternet Sitesi: https://www.gutenberg.org/

4- İbiblio:
Sloganı "Koleksiyonların Koleksiyonu" olan sitemizde yazılım, müzik, edebiyat, sanat, tarih, radyo, akademik makaleler, dergiler, e-kitaplar, akademik makaleler bulunmakta. İbiblio aslında bir dijital kütüphane ve arşiv projesidir.
İnternet Sitesi: https://www.ibiblio.org/

5- Internet Archive:
Aradığınız kitapları tüm kütüphanelerde kolaylıkla aramanızı sağlayacak bir site. İçerisinde 400 binden fazla internet sitesi, 23 milyondan fazla kitap, 5 miyondan fazla video, 500 binden fazla uygulama ve daha bir çok veriyi barındırıyor. Bu haliyle bile en iyi kütüphane olmaya aday bir dijital kütüphane. Aradıklarını kolayca bulabiliyor olmanız ve üyelik istememesi ayrıca kolay bir arayüze sahip olması diğerlerinin önüne geçmesini sağlıyor. Tavsiye edebileceğim bir site.
İnternet Sitesi: https://archive.org/

6- Open Library:
Bir üst maddede yazdığım Archive üzerinden faaliyetlerini sürdüren güzel bir e-kitap indirme sitesi. Yine bünyesinde müzik, sanat, tarih, dinler, roman vs birçok türde kitaplar barından sitelerden birisi. Kullanıcı dostu arayüzü sayesinde tercih edilebilir. Ancak üyelik istemesi bana biraz uğraştırıcı geldi.
Bağışlarınızla dünyanın en büyük açık kütüphanesi oluşturmayı amaçlayan bir site. Kitaplara sponsor olabiliyorsunuz.
İnternet Sitesi: https://openlibrary.org/

Bonus: 
Benim böyle bir liste hazırladığımı gören Google Books'un verdiği tepki ektedir.



Devamını Oku

En Çok Yapılan Yayın Etiği İhlalleri

  Hiç yorum yok
Eylül 06, 2019


Yayın etiği ihlalleri akademi camiasında en çok karşılaştığımız sorunların başında gelmektedir. Bazen gerçek anlamda yanıltmak amacıyla yapılan bu etik dışı davranışlar bazen unutma dolayısıyla yapılabilmekte bazen de tamamen masumane olarak karşımıza çıkmaktadır.

Özellikle akademik yazım derslerinin üniversitelerde yetersiz ve niteliksiz olarak veriliyor olmasından dolayı ortaya çıkan bu etik dışı davranışlar akademiye yeni başlayan birisinin yapması durumunda tolere edilirken akademide uzun yıllar görev almış birisi tarafından yapılınca bu durum haliyle belli sorunları ortaya çıkarmaktadır.

Tezinizde veya makalenizde hataya düşmemek ve daha sonrasında bu hatalarınızdan dolayı utanç duymamak için dikkat etmeniz gereken bazı hususlar bulunmaktadır. Bu hususların bazıları var ki gerçekten dikkat edilmemesi durumunda sizin başınızı çokça ağrıtabilir.

Peki dikkat edilmesi gereken yayın etiği ihlalleri nelerdir? Bu yazıda bu etik ihlallerinden bazılarına yer vermek istiyorum. Bundan sonraki yazılarda ise diğer yapılan etik ihlali davranışlarına da yer vermeyi düşünüyorum. Şimdi başlayabiliriz.

1- Uydurma (Fabrikasyon):
Araştırmacıların savundukları veya ortaya koymak istedikleri sonuca uygun olan ve aslında var olmayan deney ve çeşitli araştırma sonuçlarını daha önce yapılmış gibi akademik çalışmalarına eklemelerine denir. Atıf yapılarak verilen bu veriler ve sonuçlar aslında daha öncesinde hiçbir çalışmada yer almamıştır. Klavye başında üretilen bu veriler akademik çalışmalara eklenmesi durumunda büyük bir etik ihlali söz konusu olmaktadır. Bu yüzden bu tür davranışlardan muhakkak uzak durulmalıdır. 

Bu tip bir durumla karşılaşmamak için muhakkak yaptığınız bütün metin içi ve dipnot atıflarının kaynakça kısmınızda da bulunmasına dikkat edin. Çalışma içerisinde geçen bir atıfın kaynakça kısmında bulunmaması halinde uydurma yaptığınız düşünülebilir.

2- Aldatmaca, Çarpıtma ( Falsifikation):
Çalışmanızın sonuçlarının istediğiniz doğrultu da ortaya çıkabilmesi için verilerle oynama yapmaya verilen isimdir. Rakamlarla küçük oynamalar yoluyla umulan sonuca yakın değerlerin elde edilmesi için olumsuz çıkan veri analizlerinin göz ardı edilmesi ve sadece araştırmanızı destekleyen kısımların çalışmanıza eklenmesi durumunda aldatmaca, çarpıtma yapmış olursunuz.

Bu tip bir durumla karşılaşmamak için muhakkak atıf yaptığınız çalışmanın işinize yarayan kısmını değil tamamını çalışmanıza ekleyin ve gerekli açıklamaları yapın. Ayrıca kendi yapmış olduğunuz analizlerin de tamamını manipülasyon yapmadan çalışmanıza ekleyin ve gerekli açıklamaları yapın.

3- Bölerek Yayımlama, Dilimleme ( Salarizasyon):
Sadece Türkiye'de dünya genelinde de sıkça şikayet edilen etik ihlallerinden birisidir. Bu hataya düşen akademisyenlerin büyük bir çoğunluğu ise bu durumun etik ihlali oluşturduğunun farkında değildir.
Salarizasyon kısaca araştırmanın özünü ve bütünlüğünü bozacak şekilde, elde edilen sonuçların birden fazla yayın çıkarabilmek için bölünmesine denilmektedir. Özellikle bir veri setiyle 3-4 yayın birden çıkarmak isteyen akademisyenlerce düşülen bir hatadır.

4- Taraflı Kaynak Seçimi:
Daha önceden yapılmış olan çalışmalardan sadece kendi hipotezlerini destekleyen çalışmaların sonuçlarına atıf yapılması durumudur.
Araştırmacı kendi istediği doğrultuda sonuçlar ortaya koymayan çalışmaları göz ardı eder. Bu duruma taraflı kaynak seçimi denir.

5- Tez Aşırma Halleri:
Tez olarak ortaya konulmuş bir çalışmanın makale olarak yayımlanması durumuna denilmektedir. Tez sahibi kişinin bilgisi olmadan yapılan bu çalışma etik ihlali sebebidir. Tez sahibi kişinin böyle bir akademik çalışmadan muhakkak haberdar olması gerekmektedir.

6- Aşırma, Hırsızlık(Korsanlık) Halleri ( Plagiarism):
Türkiye'de son yıllarda en çok yapılan hataların başında gelmektedir. Özellikle belirli bir ücret karşılığında makalenizi yayımlayan dergilerde çokça görülen bu etik dışı davranış hali kesinlikle kabul edilemeyecek bir durumdur.
Başkalarına ait olan bir bir akademik eserinin tamamının ya da büyük bir kısmının atıf yapılmaksızın, kaynakça kısmında belirtmeksizin akademik çalışmada kullanılması durumudur. Bu durum haliyle intihal programlarında basitçe tespit edilebilmektedir. Ancak Avcı Dergiler tarafından hakem süreçlerinin zayıf tutulması ve hatta intihal programlarının bile kullanılmaması nedeniyle bu etik dışı davranış günden güne artmaktadır.

7- Birden Çok Yayımlama ( Duplikasyon):
Kelime kökeni bakımından duplikasyon iki ve çift anlamlarına gelmektedir. Bu haliyle akademik duplikasyon ise bir çalışmanın birden fazla platformda yayımlanması durumudur. Çoğu genç akademisyen bu durumu masumane olarak görebilmektedir ancak bu durum aslında etik ihlalidir. 

Bir çalışmanın birden çok dergide yayımlanması hatta Türkçe bir çalışmanın farklı dillere çevrilerek farklı dergilerde yayımlanması bile bir duplikasyon örneğidir. Bu yüzden bu tür davranışlardan uzak durmak gerekir.

8- Ücret Karşılığı Yayın Hazırlatmak:
Yine son zamanlarda ve uzun yıllardır Türkiye'de en çok karşılaşılan etik dışı durumlardan birisi de şüphesiz bir yayını ücret karşılığında başka birisine hazırlatma, yazdırma durumudur. Özellikle master ve doktora tezlerinde ortaya çıkan bu durum lisans bitirme tezlerinde ve makalelerde de görülmektedir.

Ortaya çıkması durumunda başınızı çokça ağrıtacak olan bu durum sizi her anlamda zora sokacaktır. Bu gibi bir yola başvurmak yüksek lisans ya da doktorayı hiç bitirememekten emin olun daha iyidir. Lütfen günü kurtarmak maksadıyla yapılan bu tür bir davranıştan uzak durun.


Akademik çalışmalarınızda başarılar ✋

Devamını Oku

Türkiye'de ve Dünya'da En Yaygın Master Programları

  Hiç yorum yok
Ağustos 22, 2019



Lisans eğitiminizi tamamladınız ve artık bir yüksek lisans eğitimine başvurmak istiyorsunuz ama bu konularda yeterince bilginiz yoksa size uygun olacağını düşündüğüm bir yazı yazmayı planlıyorum.

Türkiye'de ve dünyanın çeşitli yerlerinde geçerli olan yüksek lisans programları hakkında bildiklerimi ve araştırdıklarımı aktarmaya çalışacağım.

Dünya'da aralarında seçim yapabileceğiniz binlerce master programı bulunuyor. Bunların birçoğunda ise eğitim İngilizce olarak verilmektedir. OECD istatistiklerine göre dünyada her yıl 5 yüz bin öğrenci master programlarından mezun oluyor.
Yüksek lisans programlarının odak noktasını yoğun çalışma, takım projeleri ve özgün araştırmalar oluşturmaktadır.

Uygulamada bulunan çok çeşitli master alanları bulunuyor. Bu alanlar Türkiye'de tezli ve tezsiz olmak üzere daha çok sosyal bilimler, fen bilimleri, eğitim bilimleri ve sağlık bilimleri olarak ayrılıyor.

Türkiye'de ve Dünya'da En Yaygın Master Programları

1. Master of Arts (M.A.s): M.A.s genellikle Tarih, Dil, İletişim, Beşeri Bilimler, Sosyal Bilimler gibi disiplinlere odaklanır. Genellikle iki yıl sürer ve araştırma ile akademik çalışmaya yöneliktir.

Felsefe, İngilizce, Tarih, Antropoloji, Eğitim gibi alanlarda uzmanlık için tercih edilir.

2. Master of Science (M.Sc.): Yüksek Lisans çalışmalarının daha teknik tarafını içinde barındırır. Adından da anlaşılacağı gibi, M.Sc. programlar bilimsel öğrenmeye ve araştırmaya odaklanır.
Üniversitelerin öğrenim tarzlarında ki farklılıklara rağmen daha çok beşeri ve sosyal bilimler alanında yapılan yüksek lisanslar bu kapsamdadır.

Mühendislik, Veterinerlik, Bilgisayar Bilimi, Matematik, Fizik gibi alanlarda uzmanlık için uygulanan bir programdır.

3. Master of Business Administration (MBA): Bu master programı yukarıdaki iki programdan daha prestijli bir konumdadır. Bu popüler akademik derece türü, henüz lisans düzeyinde iken geniş iş tecrübesine sahip mezunlara veya kariyerlerini bir üst seviyeye çıkarmak isteyen çalışan profesyonellere yöneliktir.
Bir üniversitede veya bir işletme okulunda MBA derecesi kazanabilirsiniz. MBA'ler çoğunlukla 27-32 yaş arasındaki profesyonellere yöneliktir ve çoğu zaman bir iş deneyimine sahip olmanızı beklerler.

Muhasebe, Proje Yönetimi, İnsan kaynakları, Operasyon, Pazarlama gibi alanlarda uzmanlık için tercih edilen bir programdır.

4. Executive MBA: Daha çok becerilerini artırmak isteyen yöneticiler, girişimciler ve çeşitli işletme liderleri için tasarlanmış bir programdır.

5. Master of Management (MiM): Genellikle 23 yaş altındaki iddialı öğrencileri kendine çeken, yeni ama gelecek vaad eden bir eğitim programıdır. Çoğunlukla Avrupa üniversitelerinde ve kolejlerinde bulunan MIM, Asya, Avustralya ve Kanada'da da mevcuttur.

6. Master of Research (M.Res.): Bu genellikle mezuniyet sonrası araştırma kariyerine veya doktora derecesine hazırlanan öğrenciler tarafından tercih edilir. Araştırma, diğer yüksek lisans derslerinde de mevcut iken, M. Res. temelde  uygulamalı derslerin yoğunlukta olduğu bir programdır.

7. Master of Philosophy (M.Phil.): Bu doktora için bir köprü olarak görülmektedir ve süresi bir ila iki yıl arasındadır. Dünyadaki bazı üniversitelerde doktoraya ön hazırlık olarak verilen eğitim faaliyetidir.

8. Master of Education (M.Ed.): Mevcut öğretmenler ve öğretmen adayları için uygulanan bir master programıdır. Kariyer değişikliği yapmak, uzmanlık kazanmak ve potansiyelini arttırmak için tercih edilir.

9. Graduate Diploma in Law (GDL): Dünyadaki bazı üniversitelerde eğitimi verilen bir tür uzmanlık programıdır. Bu program kariyer değişikliği yapmak, uzmanlık kazanmak ve potansiyelini arttırmak isteyenler tarafından tercih edilmektedir.


Kaynakçalar:





Devamını Oku

Kongre ve Sempozyumda Sunum Yapmak - Bazı İpuçları

  2 yorum
Ağustos 21, 2019



Akademik kariyerinizin henüz başlarında iken kendinizi geliştirmek adına yapabileceğiniz en güzel etkinliktir bir sempozyum ya da kongrede sunum yapmak. İster danışman hocanızla birlikte katılım sağlayın, isterseniz arkadaşlarınızla isterseniz de bireysel katılım sağlayın ama mutlaka bu tecrübeyi yaşamak için acele edin.

İlk deneyim olması nedeniyle haliyle heyecan ve korku verici olabiliyor. Alanında yetkin akademisyen ve araştırmacıların karşısına çıkıp araştırmanızın sonuçlarını sunacak olmak size hata yapmaktan korkmayı, nefes kontrolü yapamayacağınızı düşünmeyi, küçük düşmekten korkmayı ve daha da fazlasını bir arada yaşamanıza neden olabiliyor. Biliyorum öyle, çünkü bende zamanında bu duyguları yaşadım.

Şunu unutmayın ne kadar hazırlıklı ve donanımlı giderseniz gidin ilk tecrübenizde bunları yaşamanız gayet normal. Zaten sunumunuzu dinleyenler de bunun farkında olacakları için sizi çok fazla zorlamayacaklardır.

Kongre ve sempozyumlarda en iyi sunumu yapabilmek için kendi tecrübelerimle de sabit bazı ipuçları vermek istiyorum.

Sunumla ve Slaytla Alakalı Olanlar


             Sunumunuzu hazırlarken uzun uzadıya yazılardan mutlaka uzak durun. Bir sayfa slaytta en fazla 3-4 cümle bulundurun.

             Her 3-4 sayfada bir muhakkak bir görsel bulundurun. Bu görsel bir analiz, istatistiksel veri, konuyla ilgili örnekleme fotoğrafı ya da grafiksel anlatım olabilir. Böyle bir görsel bulunması hem size soluk aldıracaktır hem de kürsüden kurtulup sahneyi daha etkin kullanmanız için size fırsat sağlayacaktır.

             Sunumlarınızda etkin olarak kullanacağınız 1-2 anahtar kelime seçin ve bütün anlatımınızı bu anahtar kelimeler üzerine kurmaya çalışın. Sunumlarda çok fazla anahtar kelime kullanmak dinleyicilerin dikkatinin dağılmasına neden olabilir.

             Dinleyicilerin sizi, konuşmanızın başlamasından sonra en dikkatli dinledikleri süre ilk 6-7 dakikadır. Bu süre içerisinde dinleyicilerinizi ne kadar iyi yakalayabilirseniz sizi o derece sıkılmadan dinleyeceklerdir. Sıkıcı geçen bir sunumun size karşı oluşan ilk intibanın olumsuz olmasına neden olacağını unutmayın.

             Tüm makalenizi slaytlarla anlatmaya çalışmayın. Özellikle literatür kısmını çok yüzeysel geçmeye çalışın çünkü o salonda sizi dinleyenlerin çoğunluğu zaten alanında yetkin olduğu için literatür kısmını biliyorlardır.

             Hipotezlerinizi savunurken ve elde etmiş olduğunuz sonuçları paylaşırken kısa ve komik örneklemeler verin. Bu size daha fazla artı puan kazandıracaktır.

             Slaytlarınızı çok fazla uzun tutmayın ortalama olarak 15 sayfalık bir sunum her zaman 30-40 sayfalık sunumlara göre daha fazla takdir edilmiştir. Çünkü sayfa sayısı ne kadar çoğalırsa dinleyicilerin sıkılma olasılığı da o kadar artacaktır.

             Sunumunuz bittikten sonra elbette sorular gelecektir. Bu soruları, incelediğiniz literatür ve elde ettiğiniz sonuçlar dahilinde cevaplamaya çalışın. Konunun dışına çıkan ve yeterince bilgi sahibi olmadığınız sorularda ise açık sözlülükle bilginiz olmadığını söyleyin. Bunu söylemek karma bir cevap verip hata yapmanızdan daha iyidir.

             Bunların dışında son olarak dikkat etmeniz gereken bir şey var.  O da giyiminiz. Klasik renkler ve klasik kıyafetler sizin kendinizi daha motive ve güçlü hissetmenizi sağlayacaktır. Erkekler için kumaş bir pantolon ve gömlek, kadınlar içinde kumaş bir etek ya da pantolon üzerine bir gömlek en iyisi olacaktır.

Sunumunuz Bittikten Sonra Neler Yapmalı? 

             Artık sunumunuz bitti. Bu noktadan sonra artık olabildiğince network kurmaya çalışın. Sunumunuzu dinleyen jüri üyelerinin ve diğer dinleyicilerin yanına gidip eksiklerinizi ve hatalarınızı muhakkak sorun. Aldığınız eleştirilere karşı hemen kendinizi savunmaktansa ve küçük bahanelerin arkasına sığınmaktansa defterinize küçük notlar alın ve o kişinin düşüncelerine değer verdiğinizi gösterin.

             İlk defa tanıştığınız kişinin ismini, okulunu, yaptığı çalışmaları ve katıldığı diğer kongreleri ve konferansları sorabilirsiniz. Dikkatinizi çeken bir özelliği varsa muhakkak mail adresini alın. Kongre bitiminden 1-2 hafta sonra kendinizi ona hatırlatacak bir mail atmanız ve herhangi bir konuda yardımını istemeniz size ileride çok işinizi yarayacak bir iletişim hattı kurmanızı sağlayacaktır.

             Oturumları gösteren programları takip edin ve kendi alanınızla alakalı sunumlara muhakkak katılın. Elinizde muhakkak bir kalem ve kağıt bulundurun böylece ilginizi çeken her detayı not alabilirsiniz.

             Kokteyller ve yemek esnasında kendi başınıza bir köşeye çekilmeyin. Kalabalık gruplar arasına girin ama muhabbetlerine direk olarak girmek yerine önce dinleyici olun.


Devamını Oku

Akademik Performansı Arttırmak İçin 10 Tavsiye

  2 yorum
Ağustos 19, 2019


Twitter hesabımdan sürekli olarak mesajlar alıyorum. Kendimi nasıl geliştirebilirim, akademisyen olmak için neler yapmalıyım, nelere dikkat etmeliyim, hocama kendimi nasıl kabul ettirebilirim, vize ve final sınavlarıma nasıl çalışabilirim vs. olarak akıp giden bir mesaj kutusuna sahibim.

Bu soruların haliyle net ve kesin bir adet cevabı bulunmuyor. Ama yine de KPSS çalışıp memur olmak isteyenleri, özel bir şirkette personel olmak isteyenleri ya da akademisyen olmak isteyenleri ilgilendiren bazı tavsiyeler vermek istiyorum. Bu tavsiyeleri kendinize düstur edinmek size muhakkak sağlıklı bir kariyer sağlayacaktır.

1) Sınıfta Dikkatinizi Toplayın
Sınıfta ders anlatılırken hayal kurmaktan ve küçük kelime detaylarına takılarak dersten uzaklaşmaktan uzak durun. Konsantrasyonunuz bu noktada devreye girmektedir. Birçok hoca derste anlattığı konuların içinde önem verdiği kısımları diğerlerinden daha bariz olarak vurgulayacaktır. Size düşen bu kısımları keşfetmektir.

2) Sorular Sorun
Derste anlamadığınız soruları hemen o anda sormak sizin için en iyisi olacaktır. Ders sonunda sorarım denilen soruların büyük bir kısmı ya unutulmakta ya da daha sonradan boş verilmektedir. Bu yüzden soru sormaktan kaçınmayın. Anlam bütünlüğünüzü belki de bu sayede sağlayacaksınızdır.

3) Not Alın
Her zaman yanınızda bir kalem ve kağıt muhakkak bulundurun. Not alma alışkanlığı olmayan insanlar çoğu şeyi hatırlamakta zorlanmaktadır. Ben bunu unutmam denilen konular çok değil 4-5 saat sonra kendisini unutturmaya başlamaktadır. Bu konuyla alakalı bir durum değil aslında sizin beyin yapınızın işleyişiyle alakalı bir durum.

4) Düzeltmeler ve Uygulamalar Yapın
Derslerde öğrendiğiniz şeyleri kendi hayatınıza mümkün olduğunca entegre edin. Öğrendiğiniz ilginç konuları arkadaşlarınıza anlatın. Eğer arkadaşınız yoksa bir ayna karşısında bunları kendinize anlatmak bile size çok fazla şey kazandıracaktır. Belirli aralıklarla bu anlatımları tekrarlayın ve daha sonra notlarınıza bakarak eksikliklerinizi düzeltin.

5) Ertelemeyin
Ödevlerinizi veya görevlerinizi teslim tarihinde değil verildiği tarihte yapın. Teslim tarihinde de son defa gözden geçirin. Bu alışkanlığı kazanmanız size sorumluluk duygusu kazandıracaktır. Ayrıca ödevi veya görevi verildiği tarihte yapmanın vermiş olduğu mutluluk ödevi yapmak için son tarihi bekleyenlerin yaşadığı stresten daha üstündür.

6) Düzenli Olun
Günlük hayatınızı bir düzene koymaya hemen başlayın. Evinizi ve odanızı derli toplu tutun. Çalışma masanız her zaman temiz ve düzenli olsun. Sizin dikkatinizi dağıtan her şeyi evinizden uzaklaştırın. Çalışmanız gereken kitapları, makaleleri, ders notlarını sürekli ciltli ve tertipli tutun. Düzenli bir uyku ve yemek alışkanlığı edinin. Gözünüz sürekli saatinizde olsun ve dakik hareket etmeye çalışın.

7) Öğrenmeye Karşı Olumlu Tavırlar Takının
Herhangi bir konu veya göreve başlarken kulaklarınızı diğer insanlara kapatın. İnsanların söylediklerinin sizde ön yargı oluşturmasına izin vermeyin. Ben bu işi en iyi şekilde, en doğru zamanda ve kendime yakışan en güzel haliyle yapacağım deyin.

8) Öğrenmeyi Eğlenceli Hale Getirin
Spor yaparken, müzik dinlerken veya arkadaşlarınızla buluşmaya giderken bile aldığınız notlara sadece göz gezdirin. Zorlama ile ders çalışıyorsanız bir süre ders çalışmamanız en iyisi. Daha sonrasında kendinizi koşullayıp yeniden başlamak daha doğrusu. Kendinize eziyet ederek ders çalışmayın. Bu çalışma kesinlikle kalıcı olmayacaktır.

9) Kısa Molalar Verin
Uzan uzadıya süren ders çalışma periyotları sizi muhtemelen dersten veya görevden uzaklaştıracaktır. Bundan dolayı disiplinli bir ders çalışma temposu kendinize edinin. Saat başlarında verilen 10'ar dakikalık molalar sizi kendinize getirecektir.

10) Danışman Hocanıza Danışın
Bir bilgiye ulaşmak istediğinizde bu konuda yarım yamalak bilgisi olan arkadaşlarınıza danışmak yerine konusunda uzman olan hocanızın yanına gitmek en doğrusu olacaktır. Bu sayede daha sağlıklı bilgiye ulaşabilirsiniz. Danışman hocanıza danışmaktan imtina etmeyiniz.

Devamını Oku

Adam Smith'in Bir Tuhaf Hayat Hikayesi

  Hiç yorum yok
Ağustos 18, 2019



Adam Smith, 5 Haziran 1723-17 Temmuz 1790 tarihleri ​​arasında İskoçya'da yaşadı. Zengin bir ailede gözlerini dünyaya açan Adam Smith bir gümrük kontrolörünün oğluydu.
Adam'ın doğumuna birkaç ay kala babası vefat etti.

Adam henüz 4 yaşındayken o dönemin çingeneleri tarafından kaçırıldı. O dönemde güçlü bir isme sahip olan amcası çingenelerin elinden Adam'ı kurtardı. Bir diğer rivayete göre ise çingeneler amcasının ne kadar güçlü birisi olduğunu duyunca korkularından çocuğu bırakıp kaçmışlardır.

Adam 1937 yılında 14 yaşındayken Glaskow Üniversitesine başlamıştır. Burada ahlak felsefesi üzerine çalışmalar yapmıştır. Burada kendini iyice geliştiren Adam özgürlük ve akılcılık prensiplerini edinmiştir.

Glaskow üniversitesinin öğrencilerin sağladığı bir bursu almaya hak kazanan Adam Oxford Balliol kolejine gönderilmiştir. Burada dini inançlarını güçlendirmesi beklenen Adam tam tersine dini inançlarını kaybederek koleji bitirip geri dönmüştür.

Adam 1748 yılında Edinburg Üniversitesi'nde halka bir dizi açık konferanslar vermek üzere görevlendirilmiştir. Bu konferanslarda daha çok zenginliğin ilerleyişi ve doğal özgürlük konularında konuşmalar yapmıştır.

Adam Smith, 1751 yılında Mantık Kürsüsünü alarak Glasgow Üniversitesine geri döndü. Ertesi yıl Ahlak Felsefesi Başkanı oldu. Derslerinde etik, söylem, hukuk, politik ekonomi ve “polis ve gelir” gibi konular yer almıştır.

1759'da Smith, Glasgow'da ki derslerine dayanan Ahlaki Duygular Teorisi'ni yayınladı. Kitap, Smith'in zamanının önde gelen bir düşünürü olarak ün kazanmasını sağladı.

1764-1766 yılları arasında Smith bir dükün oğluna öğretmenlik yapması için görevlendirildi. Bu öğrencisi ile birlikte Voltaire, Rousseau, Franklin, Turgot, Jean D'Alembert, André Morellet, Helvétius ve Francois Quesnay da dahil olmak üzere, günümüzde birçok ünlü akademisyenle temasa geçerek Avrupa’da geniş bir yolculuk yaptı.

1766 yılında doğduğu şehre geri dönen Smith kendisini çalışmalara adadı. Bu süreçte Ulusların Zenginliklerinin Doğasına ve Sebeplerine ilişkin bir yazı yazdı.

Ulusların Zenginlikleri şimdiye kadar yazılmış en etkili kitaplardan biri haline geldi. Sanayi Devrimi'nin başlangıcında siyasal ekonominin durumunun en iyi yazılmış bir ifadesidir; serbest piyasa politikaları için kapsamlı bir örnek teşkil eder ve ekonomi alanında ilk modern eser olarak kabul edilir.
Beş kitabı iki cilt olarak yayımlandı. Bu kitapla birlikte bu alanda daha önce yapılan tüm çalışmalar iptal edildi ve akademisyenler dikkatlerini Smith’in klasik ekonomi olarak bilinen fikirlerine yönelttiler. Bu da Modern Ekonomi ve Marksist İktisat'ın temelini oluşturdu.

Adam hayatı boyunca evlenmeyi hiç düşünmedi (belki de kendisine uygun bir kısmet bulamadı kim bilir). Ömrünü annesinin yanında geçirdi ve kendisini araştırma ve yazmaya adadı.

1778'de Adam Smith İskoçya'da Gümrük Komiseri oldu ve annesiyle birlikte Edinburgh'da yaşadı. 17 Temmuz 1790'da öldü.



Kaynakçalar:
1) https://www.undiscoveredscotland.co.uk/usbiography/s/adamsmith.html
2) https://www.adamsmith.org/blog/the-kidnapping-of-adam-smith

Devamını Oku

Fordist Üretim Tarzı ve Ford Fabrikalarında Sendikalaşma

  Hiç yorum yok
Ağustos 17, 2019



1908 yılında Amerika'da Henry Ford tarafından yeni bir üretim yöntemi ortaya konulmuştur. Bu üretim tarzı daha sonrasında bütün üretim sektörlerine sıçrayacak ve kitlesel üretimin ilk adımlarının atılmasına neden olacaktır. Endüstri çağının mucidi Henry Ford'un ve Ford Fabrikasının bu süreçte yaşadıkları madde madde aşağıda aktarılmıştır. 
Bu yazı 20. yy'nin başlarında işçi hareketleri, işçilerin çalışma şartlarının anlaşılması, ilk fabrikaların üretim tarzlarının ortaya konulması, sendikalaşma faaliyetlerin ortay çıkması konuları açısından önemlidir. 

20. Yy'nin Başlarında Amerika
  • Amerika’da yeni makinalar ve yönetim biçimleri devreye sokuldukça kar marjları da o hızla artmıştır.
  • Yürüyen üretim bantları sayesinde kitlesel üretim hızla artmıştır.
  • İlk kez otomotiv sayesinde kullanılan montaj hattı milyonlarca insanın günlük yaşamını değiştirmişti.
  • 20. Yy’den itibaren kasabanın yerini şehirler almaya başlamıştı.
  • Amerika ve Avrupa’da en çok kazanan işçiler ağır sanayide çalışan işçilerdi.
  • Buhar çağı yerini elektrik ve makine çağına bırakıyordu.
  • İngiltere’de ilk üretilmeye başlayan arabaların yapım süresi birkaç haftayı buluyordu.
  • O zamanlarda arabayı yapanlar ile satın alanlar arasında büyük bir ekonomik uçurum bulunuyordu.


Fordist Üretim Tarzının Ortaya Çıkışı 

  • Henry Ford 1908’de üretimi baştan aşağı değiştirecek bir yöntemle ortaya çıktı. Henry Ford en basit arabayı yapabilmek için işe koyuldu. Taşra için bir araba “At arabasının 20. yy versiyonu”.
  • Ford Model T’yi ucuza üretebilmek için üretim yöntemini değiştirmesi gerektiğinin farkındaydı.
  • Model T’yi ucuza üretmek için fabrikayı yeniden dizayn ederken verimlilik uzmanı Frederick Taylor’dan etkilenmiştir.
  • Taylor yaptığı küçük değişiklikler ile işlerde %300’e varan artışlar sağlıyordu.
  • Taylor üretim hattındaki işleri çok küçük parçalara bölüyordu. Ford’un fabrikasında bir tekerlek yapımı toplamda 100 aşamaya bölünmüştü.
  • Bu değişikliklere rağmen günde hala sadece 20 otomobil üretilebiliyordu.
  • 1913 yılında Ford devrim yaratan yeniliği getirdi. O günlerde arabalar sabit ayaklı tezgahlar üzerinde yapılıyordu. Ford bunu ortadan kaldırdı. Artık işçiler arabaların önüne gelmiyor, araba işçilerin önüne geliyordu.
  • İşçiler artık dev bir makinenin parçası haline gelmeye başlamışlardı. Hızı ayarlan ise yönetimdi. Üretim hattı bütün bir fabrikanın ritmini belirliyordu.
  • İşçilerin çok az bir kısmı bu yoğun tempoya dayanabiliyordu. İşçilerin büyük bir kısmı birkaç hafta çalışıp işi bırakıyordu.
  • Ford işçi devir hızının artması karşısında işçi ücretlerini arttırma kararı aldı. Çünkü yeni sistemde bir arabanın üretim süresi sadece 1.5 saatti. Bu sayede şirket çok hızlı büyüyor ve büyük karlar elde ediyordu.
  • Günlük ücretin 5$ seviyesine yükseltilince fabrikaya başvuran işçi sayısı hızla arttı.
  • 1920’li yıllara gelindiğinde Detroit insan akınına uğradı. Diğer otomobil fabrikalarının da üretim bandı sistemine geçmesiyle işçiler iyi ücret alıyordu.
  • Bu yıllarda Ford Amerika’nın en büyük fabrikasını yaptı. Fabrikanın bir ucundan giren demir, kömür ve plastik diğer tarafından günde 2.500 adet Model T araba olarak dışarıya çıkıyordu. Bu fabrikada 80.000 işçi çalışıyordu.
  • Ford fabrikalarında çalışmak isteyen işçilerin akını sonrasında çalışanların %70’lik bir kısmını göçmenler oluşturmaya başlamıştı. Bunun üzerine şirket kendi dil okullarını açmaya başlamıştı.
  • Ford çalışma hızı düşmesin diye etnik grupları birbirlerine karşı kullandı. İtalyanları Lehlere, Almanları Yunanlılara, Beyaz Amerikalıyı Siyaha karşı kullandı.
  • Ford’un fabrikasında sendikaya kayıt olmak kesinlikle yasaktı. Fabrikanın kendine has güvenlik servisi vardı. Bu servis herhangi bir sendikaya kayıt olanları tespit ediyor ve anında işten kovuyordu.
  • Ford’un fabrikasında çalışan işçiler haftalıklarından belli bir kısmını kesinti yaptırarak kendi arabalarına sahip olabiliyorlardı.
  • 1924 yılına gelindiğinde Ford’un fabrikasında 10 milyonuncu Model T üretilmişti. Bu araç ülkenin bir ucundan diğer ucuna seyahat ettirilmişti. Böylece reklam yapılıyordu.
  • 1920’li yılların ortasına gelindiğinde artık her 5 Amerikalıdan birisinde araba vardı. İngiltere’de bu orana ancak 40 yıl sonra ulaşılabildi.
  • 1930’lı yılların başına gelindiğinde Amerika yollarında 29 milyon araba vardı. Bunların yarısını ise Ford marka Model T oluşturuyordu.
  • Ford’u taklit eden ilk Avrupa markası Fiat olmuştur. Fiat’ta yürüyen üretim bandı sistemini kurmuştur.
  • Ford 1912 yılında İngiltere’de bir fabrika kurdu. Ancak 1929 yılına gelindiğinde İngiltere’de sadece 1 milyon araba vardı. Sebebi ise İngiltere’de işçilere ödenen ücretin çok düşük olmasıydı. İngiltere’de işçilere Amerika’da işçilerin aldığı ücretin 5’te 1’i bir ücret ödeniyordu. En çok kazanan işçiler bisiklet alabilecek kadar zengin oluyorlardı.


Sendikalaşma Faaliyetlerinin Ortaya Çıkışı

  • 1929 yılında Büyük Buhran’ın başlaması ile birlikte diğer iş kollarında ki fabrikaların çoğu kapanmaya başladı. Bu dönemde araba fabrikaları ayakta kalabilmeyi başarmıştı. Bunun üzerine diğer iş kollarında işten çıkarılan işçiler araba fabrikalarının önünde iş bulmak için beklemeye başlamışlardı.
  • Bu dönemde araba fabrikalarında üretim hatları iyice hızlandı. Artık vardiya süreleri artmaya başlamıştı. Saatlik olarak verilen 1$’lık ücretler 50 Cent civarına çekilmişti. İşçiler bu şartlar altında çalışmak zorundaydılar çünkü istifa etmeleri durumunda iş bulabilecekleri herhangi bir sektör yoktu ve onların yerini doldurmak için kapıda bekleyen bir sürü işçi vardı.
  • Bunun üzerine ise fabrikalarda sendikalaşma hareketleri başlamış ve hızlanmıştır. Ancak sendikaların bu kadar büyük bir ekonomik bunalım karşısında işçi haksızlıklarına karşı yapabileceği bir şey bulunmuyordu.
  • İşçiler bu ağır şartlar altında daha fazla çalışamayacaklarına kanaat getirdikleri zaman açlık grevine başlamaya karar verdiler. Fabrika önünde yaptıkları eylemler güvenlik güçleri tarafından şiddetli bir şekilde karşılandı. İşçilere tazyikli su ve kurşun sıkılıyordu. Ford fabrikasının önünde 4 gösterici polis tarafından vurularak öldürüldü.
  • Başkan Roosevelt’in başa gelmesi ile işçilerin sendika faaliyetleri güçlendi. İşçilere sendika kurma ve toplu sözleşme yapma hakkı verildi.
  • 1937 yılında otomobil fabrikaları sendikaları tanımaya başlamıştı. Ford ise hala sendikalara karşı çıkıyordu. İşçilerine karşı eski otoriter yönetimi uygulamaya devam ediyordu.
  • 1941 yılına kadar işçi sendikaları hızlı bir şekilde güçlenmeye devam etti. 1941 yılında Ford’un fabrikasında işçiler iş bırakma eylemine başladılar ve grev kararı aldılar.
  • Grevden sonra sendika Ford ile resmi bir sözleşme imzaladı. O günden itibaren bütün işçiler sendikaya üye olma hakkı elde etti. İş koşulları ve hattın hızıyla ilgili konularda uzlaşma ile karar verilecekti. Zorluklarla elde edilen Ford sözleşmesi bütün Amerikan endüstrisine örnek oldu.



Devamını Oku

Sosyal Bilimler Alanında Okunması Tavsiye 20 Kitap

  Hiç yorum yok
Ağustos 16, 2019


Sosyal bilimler alanı kapsam itibari ile çok çeşitli bir alan olmasına rağmen her sosyal bilimcinin okuması gerektiği bazı kitapların olması gerektiğini düşünenlerdenim.

Rahmetli Sakıp Sabancı'nın söylediği gibi "Her şeyin bir şeyini, bir şeyin her şeyini bilmek" gerekmektedir. Sosyal bilimler alanında ders veren ve eğitim alan her öğrencinin entelektüel olarak kendini geliştirebilmesi için kendisine bu sözü düstur edinmesi gerekir.

Bu doğrultuda okuduğum kitapların bazılarından oluşan bir liste hazırladım. Sizinde eklemek istedikleriniz var ise yorum kısmından iletebilirsiniz.


  1. Kendi Kendine MBA (Josh Kaufman)
  2. Tez Nasıl Yazılır (Umberto Eco)
  3. Beyaz Zambaklar Ülkesinde (Grigory Petrov)
  4. Komünist Manifesto (Karl Marx)
  5. Hayvan Çiftliği (George Orwell)
  6. Tüketim Toplumu (Jean Baudrillard)
  7. Bilimsel Yönetimin İlkeleri (Frederick Taylor)
  8. Türkiye'de Köy Enstitüleri (Fay Kirby)
  9. Sosyal Bilimleri Açın (Gulbenkian Komisyonu)
  10. Büyük Dönüşüm (Karl Polanyi)
  11. Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları (John Perkins)
  12. İktisadı Anlamak (Dani Rodrik)
  13. Kısa 20. Yüzyıl (E. Hobsbawn)
  14. Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu (Max Weber)
  15. Siyasi Tarih (Oral Sander)
  16. Cesur Yeni Dünya (Aldous Huxley)
  17. Yöneticilere Tavsiyeler (İmam Gazali)
  18. İktisadi Düşünce Tarihi (Hunt)
  19. Türkiye'de Toplum ve Siyaset (Şerif Mardin)
  20. Kamusallığın Yapısal Dönüşümü (Jurgen Habermas)

























Devamını Oku