Akademik Birisi

Akademisyenlerin 2019 Yılı Net Maaşları

  Hiç yorum yok
Ocak 15, 2019



2019 Yılının başlaması ile birlikte en çok merak edilen sorulardan birisi de hiç kuşkusuz akademisyenlerin ne kadar maaş aldığı ve ne kadarlık bir enflasyon farkı aldıklarına dair konuydu. Bu konuyla alakalı 2019 yılının ocak zammıyla beraber güncel hali aşağıda ki gibidir.


Unvan
D/K
Hizmet Yılı
15 Ocak 2019 net maaş
*Rektör
1/4
25 +
11.038 TL
*Rektör Yrd., Dekan (en az 3 yıllık Prof.)
1/3
17
10.279 TL
*Dekan Yrd., Yüksekokul Müdürü (en az 3 yıllık Prof.)
1/1
15
10.151 TL
*Profesör(en az 4 yıllık)
1/4
25 +
10.016 TL
*Profesör(3 yıllık)
1/3
17
9.945 TL
*Profesör(2 yıllık)
1/2
16
8.704 TL
*Profesör(2 yıldan az)
1/1
15
8.697 TL
*Doçent (kazanılmış hak aylık derecesi 1)
1/4
25 +
7.471 TL
*Doçent
1/1
15
6.281 TL
*Doçent
2/1
12
6.259 TL
*Doçent
3/2
10
6.307 TL
*Doktor Öğretim Üyesi
3/2
10
6.181 TL
4/1
6
6.164 TL
*Araştırma Görevlisi
4/1
6
5.617 TL
5/1
3
5.566 TL
7/1
0
5.483 TL
*Öğretim Görevlisi
1/4
25 +
5.840 TL
3/1
9
5.562 TL
4/1
6
5.482 TL
7/1
0
5.348 TL

Notlar:

*Aile yardımı ve asgari geçim indirimi bakımından, bekar (veya eşi çalışan) ve çocuksuz personele göre değerlendirme yapılmıştır.
*Döner sermayeden yararlananlar için, sabit döner sermaye ödemeleri (net ek ödeme miktarı kadar) hesaplamaya dahil edilmiş.
*Eğitim Öğretim Ödeneği hesaplamaya dahil edilirken, Geliştirme Ödeneği ve Akademik Teşvik Ödeneği ise hesaplamaya dahil edilmemiştir.
*Yabancı dil tazminatı ödemesi hesaplamaya dahil edilmemiştir.
*Tabloda hizmet süresi 10 yıldan az gösterilenlerin, 30.09.2008 tarihinden sonra işe girmiş oldukları varsayılmıştır.
*Tabloda, hizmet süreleri itibariyle ulaşılabilecek derece/kademeler tahmini olarak kullanılmıştır.
*Zorunlu Bireysel Emeklilik Sigortası primi dikkate alınmamıştır.

Devamını Oku

Öğretim Görevlisi Ne Kadar Maaş Alır 2019 Yılı

  Hiç yorum yok
Ocak 04, 2019


Öğretim Görevlilerinin aylık net maaşı (2019 yılının ilk yarısında)
D/K
Hizmet Yılı
Aylık Net Maaş
Gelir Vergisi Oranı %15
Gelir Vergisi Oranı %20
1/4
25 ve +
5.840 TL
5.738 TL
1/4
24
5.838 TL
5.736 TL
1/4
23
5.836 TL
5.734 TL
1/4
22
5.834 TL
5.732 TL
1/4
21
5.672 TL
5.571 TL
1/4
20
5.670 TL
5.569 TL
1/4
19
5.669 TL
5.567 TL
1/4
18
5.667 TL
5.565 TL
1/3
17
5.659 TL
5.558 TL
1/2
16
5.652 TL
5.551 TL
1/1
15
5.645 TL
5.544 TL
2/3
14
5.656 TL
5.555 TL
2/2
13
5.649 TL
5.549 TL
2/1
12
5.642 TL
5.542 TL
3/3
11
5.513 TL
5.416 TL
3/2
10
5.531 TL
5.432 TL
3/1
9
5.524 TL
5.426 TL
4/3
8
5.454 TL
5.356 TL
4/2
7
5.449 TL
5.351 TL
4/1
6
5.444 TL
5.346 TL
5/3
5
5.440 TL
5.343 TL
5/2
4
5.435 TL
5.338 TL
5/1
3
5.431 TL
5.334 TL
6/3
2
5.361 TL
5.264 TL
7/3
2
5.355 TL
5.258 TL
7/2
1
5.351 TL
5.255 TL
7/1
0
5.348 TL
5.251 TL
NOT:
  • Aile yardımı ve asgari geçim indirimi bakımından, bekar (veya eşi çalışan) ve çocuksuz personele göre değerlendirme yapılmıştır. 
  • Döner sermayeden yararlananlar için, sabit döner sermaye ödemeleri (net ek ödeme miktarı kadar) hesaplamaya dahil edilmiş.
  • Eğitim Öğretim Ödeneği hesaplamaya dahil edilirken, Geliştirme Ödeneği ve Akademik Teşvik Ödeneği ise hesaplamaya dahil edilmemiştir.
  • Tabloda hizmet süresi 10 yıldan az gösterilenlerin, 14.10.2008 tarihinden sonra işe girmiş oldukları varsayılmıştır. 
  • Tabloda, hizmet süreleri itibariyle ulaşılabilecek derece/kademeler tahmini olarak kullanılmıştır.  
  • Yabancı dil tazminatı ödemesi hesaplamaya dahil edilmemiştir.
  • Zorunlu Bireysel Emeklilik Sigortası primi kesintisi dikkate alınmamıştır.
Kaynak: Kamudan Haber

Devamını Oku

Öğretim Görevlisi Nasıl Olunur?

  Hiç yorum yok
Ocak 03, 2019



Öğretim görevlileri kendi uzmanlık alanları ile ilgili derslere giren öğretim elemanlarıdır.

Öğretim görevlisi olabilmek için öncelikle bir lisans programının tamamlanmış olması gerekmektedir.

Öğretim görevlisi olabilmek için daha önce ki yönetmelikte geçerli olan bir maddeye göre 2 yıllık tecrübe sahipleri de akademik kadro ilanlarına başvuru yapabiliyordu ancak son düzenleme (9 Kasım 2018) ile birlikte Meslek Yüksekokullarının YÖK tarafından belirlenecek uzmanlık alanlarına atanacak hariç bütün öğretim görevlisi kadrolarına başvurularda tezli yüksek lisans şartı getirilmiştir.

Öğretim görevlisi kadrosuna başvuracak adayların ALES puanının muhakkak olması gerekir. Bu puanının ise en az 70 olması beklenir. Son yapılan düzenleme ile artık ALES puanlarının geçerliliği 5 yıl olmuştur.

Meslek yüksekokullarının Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen uzmanlık alanlarındaki öğretim görevlisi kadroları hariç olmak üzere üniversite ve yüksek teknoloji enstitüleri, senato kararıyla, Yönetmelikte belirlenen ALES ve yabancı dil puan barajlarının üzerinde bir puanı asgari puan olarak belirleyebilirler.

Öğretim görevlisi olabilmek için önemli olan bir diğer puan türü ise Lisans Mezuniyet Ortalaması'dır. Buna göre mezuniyet ortalaması 4'lük sistemde olanların ortalaması yüzlük sistemde ki karşılığıyla değerlendirmeye alınır.

Öğretim görevlisi başvurularında ALES puanının %60'ı, Mezuniyet puanının ise %40'ı dikkate alınır. Daha sonrasında ortaya çıkan iki puan toplanır ve ilana başvuru yapan adaylar arasında bir sıralama yapılır. Daha sonrasında ise alınacak akademik personel sayısının genellikle iki katı aday mülakata çağrılır.

Bu mülakat sözlü olabileceği gibi yazılı olarak da gerçekleştirile bilinir. Bu tamamen kurumun inisiyatifine kalmış bir durumdur.


Devamını Oku

Öğretim Görevlisi Ne İş Yapar Görevleri Nelerdir?

  Hiç yorum yok
Ocak 02, 2019



Öğretim Görevlilerinin Görevleri Nelerdir ve Ne İş Yaparlar?

Öğretim görevlileri üniversitelerde eğitim veren öğretim elemanı olarak kabul edilen bir ünvan grubudur. Dekanlık tarafından kendilerine verilen dersleri işlemekle görevlidir. Öğretim görevlileri asistan değildirler. 2 yıllık sözleşmeli olarak görevlerine başlarlar ve 2 yıllık sözleşmeler genellikle otomatikman uzayarak devam eder.

  • Yükseköğretim Kanunu’nun 4. ve 5. maddelerinde belirtilen amaç ve ilkelere uygun hareket etmeleri kendilerinden beklenir.
  • Ders içeriklerinin hazırlanmasında ve planlanmasında katkıda bulunurlar.
  • Sorumluluğunda ki dersleri eksiksiz işlenmesini sağlar, dersin sınavını ise programa uygun tarih ve saatte yapılmasını sağlar.
  • Sorumlusu olduğu derslik, uygulama laboratuvarı vb. mekânlarda yapılacak değişiklikler ve onay için bölüm başkanlığından gerekli izinleri zamanında almak.
  • Öğrenci danışmanlık hizmetlerine katılır.
  • Bilimsel araştırmalar ve yayınlar yapar. Kongre ve sempozyumlara katılır. Ancak bu zaruri değildir.
  • Okul içersinde bilimsel alanda ulusal ve uluslararası kongreler düzenlenmesine destek vermek.
  • Kaynakların verimli, etkin ve ekonomik kullanılmasını sağlamak.
  • Ek ders ödemelerine esas teşkil eden F1 ve F2 formlarının zamanında ve eksiksiz olarak tahakkuk birimine ulaştırmak.
  • Gerçekleştirdiği yıllık akademik faaliyetlerini bir liste halinde Bölüm Başkanına sunmak.
  • Dekan ve Bölüm Başkanınına tabi olduğu için onların vereceği diğer işleri de yerine getirmek.
  • Dekanlık ve Bölüm Başkanlığının öngördüğü toplantılara katılmak, faaliyetlere destek vermek.

Devamını Oku

Üniversitelerde Nasıl Uzman Olunur Şartları Nelerdir?

  Hiç yorum yok
Ocak 01, 2019


2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 33/b maddesinde "UZMANLAR", öğretimle doğrudan doğruya veya dolaylı olarak ilgili olan, özel bilgi veya uzmanlığa ihtiyaç gösteren bir işle laboratuvarlarda, kitaplıklarda, atölyelerde ve diğer uygulama alanlarında görevlendirilen öğretim yardımcıları olarak tanımlanmıştır.
Uzman kadrosu Bakanlıklarda ve diğer kamu kurumlarında görev yapılan kariyer uzmanlıkları ile karıştırılmamalıdır. Üniversitelerde uzmanlar akademik kadro içerisinde yer almakta olup, özel bilgi ve uzmanlığa ihtiyaç duyulan alanlarda görevlendirilmek üzere istihdam edilirler. Üniversiteler en çok aşağıdaki alanlarda uzman kadrosu ilan etmektedirler :
1-Laboratuvarlar (Gıda, Biyoloji, Fizik, Kimya vb. alanlarda uzman alınmaktadır.)
2-Tıp Fakülteleri
3-Bilgi İşlem Dairesi Başkanlıkları (Yazılımcı ihtiyacını karşılamak amacıyla Bilgisayar Mühendisliği, BÖTE mezunu kişiler uzman olarak alınmaktadır.)
4-Basın Yayın Halkla İlişkiler Koordinatörlüğü (Rektörlüğün basın yayın biriminde çalıştırılmak üzere, Halkla İlişkiler, Gazetecilik mezunu kişiler uzman olarak alınmaktadır.)
5-Uluslarararası İlişkiler ve Erasmus Birimleri (Dış ilişkilerle ilgili konularda genellikle yabancı dili iyi düzeyde olan İngilizce Öğretmeni, İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu kişiler uzman olarak alınmaktadır.)
6-Kütüphane (Kütüphane ve Dokümantasyon Dairesi Başkanlığına bağlı olarak "Bilgi ve Belge Yönetimi" mezunu kişiler uzman olarak alınmaktadır.)
7-Proje Koordinatörlükleri (Rektörlüğe bağlı proje birimlerinde proje alanında deneyimli kişiler uzman olarak alınmaktadır.)
8-Uygulama ve Araştırma Merkezleri (Son zamanlarda birçok üniversitede kurulan uygulama ve araştırma merkezlerinde farklı lisans mezunları uzman olarak alınmaktadır.)

AKADEMİK UZMAN OLMAK İÇİN ASGARİ ŞARTLAR NELERDİR ?
-ALES'ten en az 70 puan sahibi olmak,
-Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavından (YDS) en az 50 puan veya Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezince eşdeğerliği kabul edilen bir sınavdan bu puan muadili bir puan sahibi olmak.(Meslek Yüksekokullarında ilan edilen Uzman kadrolarında yabancı dil şartı yoktur)
-Belgelendirmek kaydıyla ilanda aranılan alanda en az 2 yıl deneyimli olmak.

BAŞVURDUKTAN SONRA DEĞERLENDİRME NASIL YAPILIR ?
Başvuru yapıldıktan sonra üniversiteler tarafından belgeleriniz ilanda aranan şartları taşıyıp taşımadığınıza yönelik kontrol edilir. Eğer ki başvurunuz uygun görülürse, jüri tarafından ön değerlendirme listesine dahil edilirsiniz. Söz konusu yönetmelik gereği, ön değerlendirme ALES puanının %60'ı ve yabancı dil puanının %40'ı alınarak belirlenir.
(Meslek Yüksekokullarında ALES puanının %70'i ve lisans mezuniyet notunun %30'u alınarak belirlenir)
ALES ve Yabancı Dil puanınıza göre belirlenen ön değerlendirme sonucuna göre ilk ona girerseniz (eğer ki ilan edilen kadro sayısı 1'se 10 kişi çağırılır) yazılı sınava davet edilirsiniz.
Ön değerlendirme sonuçları üniversitenin kurumsal web sayfasında ilan edilir. Sınava girecek adaylarda ayrıca bir yazılı tebligat yapılmaz. Kurumların yaptığı duyurular tebligat niteliğindedir.
Akademik uzman alımlarında sözlü mülakat yoktur. Jüri sizi giriş sınavında yazılı olarak sorulan sorulara verdiğiniz cevaba göre değerlendirecektir.

Yazılı sınav sonucu değerlendirme ise aşağıdaki şekilde yapılmaktadır :
ALES (%30) + Lisans Mezuniyet Notu (%30)+Giriş Sınavı Notu (%30) + Yabancı Dil Puanı (%10)
ALES (%35) + Lisans Mezuniyet Notu (%30)+Giriş Sınavı Notu (%35) (Meslek Yüksekokullarındaki Değerlendirme)
Yukarıda belirtilen oranlara göre yapılacak hesaplamalar sonucunda eğer ki en yüksek puana sahip aday sizseniz uzman olarak ilgili kadroya atanmaya hak kazanırsınız.

ATANDIKTAN SONRA ÖZLÜK HAKLARI VE MAAŞ NE KADAR ?
Uzman maaşları son dönemde yapılan iyileştirmeler sonucunda önemli seviyede artmıştır. Uzman maaşları ülkemizde geliştirme ödeneğinden ötürü bölge bölge farklılıklar göstermekle birlikte ortalama 5000-6500 TL aralığında değişmektedir.

UZMANLIK HEDEFLEYENLERE TAVSİYELER
Yukarıda açıkladığımız gibi "Akademik Uzman" kadroları için mutlaka sağlanması gereken 3 şarta (ALES 70, Dil 50 ve 2 yıl asgari deneyim) ilave olarak üniversiteler tarafından ilanlara koşullar eklenebilmektedir.
Genellikle üniversiteler en çok özel şartı "Uzman" kadrolarında yazabilmektedir. Bunun nedeni, belirli bir alanda uzman ihtiyacı olduğu için bu doğaldır. Bu çerçevede, üniversiteler genellikle uzman kadrolarında serfitika ve özel deneyim gibi şartlar istemektedirler.
Bu doğrultuda uzmanlık kadrosuna başvurmayı düşünen kişilerin;
1- Özel sektör deneyimi elde ederken sigortalı olarak çalışmaları,
2- Meslek açısından önemli sertifika kurslarına giderek belge alınması,
3- Yüksek Lisans asgari 2 yıllık deneyim yerine sayıldığı için özel sektörde çalışmak istemeyenlerin yüksek lisans yapmaları,
Bu kadrolara başvurularında kendilerine kolaylık sağlayacaktır.


Yavuz Selim KAPLAN
Kaynak: Memurlar.net

Devamını Oku

Tez Konusu Nasıl Bulunur, Belirlenir ?

  Hiç yorum yok
Kasım 01, 2018


Merhabalar şu sıralar yoğun bir şekilde tezimi yazıyorum. Sıkıldığım zamanlarda da buraya okumanız ve size yardımcı olması için bazı şeyler bırakmak istiyorum.
Bu yazımda tez konusu nasıl bulunur, danışman hoca bu safhada hangi noktada yardımcı olur, neler tez konusu olur, tez konusu bulmak için yapılması gerekenler nelerdir bunlardan bahsedicem.

Ders dönemimi bitirdikten sonra artık tez dönemime geçmiştim. İçimde bir rahatlama yaşadığımı hatırlıyorum. Son yazılı sınavımdan çıkınca hemen danışman hocamın yanına gitmiştim. Hocam aklımda bazı tez konuları var seçebilir miyiz diye. Nerden bilebilirdim bu işin aslında göründüğü kadar kolay olmadığını ! Danışman hocam bu o kadar kolay bir konu değil en az 1-2 ay uğraşmamız gerek diyince yüzüme bir yumruk indi sanmıştım 😅

Şimdi git 1 ay kendin bir konu bulmak için çalış sonra bana bulduklarını getir bir tez konusu çalışması yapalım dedi. Bende el mecbur geri döndüm ve hangi konuları bulabilirim diye çalışmaya başladım.

Literatür taraması yapmam gerektiğinin bilincindeydim. Bundan dolayı Yönetim ve Organizasyon bilim dalında daha önceden yazılmış olan bütün makaleleri google akademik ve ulusal tez merkezinden araştırdım. Daha sonrasında bulduğum anahtar kelimelerle bütün yabancı dilde yayım yapan bilimsel araştırmaları yapan sitelere daldım. Bu dalışın içinden çıkmam 45 günümü almıştı. Ancak kocaman devasa bir tez konusu havuzu oluşturmuştum.

Bu bulduğum tez konularını excelde harika bir şekilde listeledim. Çalışmanın ismi, Yazarı, Yılı vs. şeklinde listeledim. Şimdi artık danışman hocamın yanına gitmek için her şeyim hazırdı. Kendime güveniyordum çünkü detaylı bir çalışma yapmıştım. Memleketten doğruca danışman hocamın yanına gitmiştim. (Bu arada evini bana açan Mecnun arkadaşıma teşekkür edemeden geçemicem.) Hocam yaptığım çalışmayı çok beğendi. Ancak hiçbir konuyu beğenmedi. Bulduğum konuların hepsi yabancıydı. Beğenmemesinin sebebi ise bazı çalışmaların Türkçe olarak Türk yazarlar tarafından uygulanmış olması, bazı çalışmaların ölçeğinin bulunmaması, bazı çalışmaların ise yönetim ve organizasyon ile ilişkisinin bulunmamasından dolayı red yemiştim. Bu yediğim ikinci tokat etkisi olmuştu 😂.

Gerçekten çok şaşırmıştım. Çünkü Türk araştırmacıların çoğu tez konularında birbirlerinin tekrarına düşüyor ve araştırma modellerini bile aynı kuruyorlardı. Bunu literatür taramaları yaparken fark etmiştim. Aslında şikayet edilecek ne kadar çok kabul edilmiş tez var diye içimden geçiriyordum. Ancak bu noktada hep Füsun Çınar Altındaş hocamın " Örneklemi değiştirmek çalışmayı orijinal yapmaz" sözü aklıma geliyordu.

Hocam onun için hazırladığım 150 küsur çalışmanın hepsini 2 saat içinde eledi ve benden yeni konular bulmamı istedi. Ne yapacağımı bilmiyordum. Ertesi 3 gün boyunca hergün hocamın yanına gittim ve yeni fikirler sundum ancak olmadı. Ertesi pazartesiye daha iyi bir konu bulmamı istedi. Ben ise artık yorulmuş ve memleketime dönmeyi düşünüyordum.

Okuldan çıkıp arkadaşımın evine gelmiştim. İnternette aklıma gelen son bir anahtar kelimeyi aratmıştım. Bununla alakalı bir makaleyi indirdim. Çeviri yapa yapa okumaya çalışıyordum. Bir ara gözüme bir kelime ilişti bunun Türkçe karşılığını bilmediğim için sözlükten çevirisine baktım. O an ise benim tezimin başlangıcı olmuştu. Bu kelime bana göre harikaydı. Hemen yabancı literatüre baktım ve bu key word ile alakalı başyapıt denilebilecek 3-4 makale buldum ve makalelerin ölçeği vardı. Daha sonrasında ise hemen türkçe kaynaklarda bir araştırma yaptım ve bununla alakalı bir çalışmanın yapılmamış olduğunu gördüm.

Pazartesiyi artık iple çekiyordum. Hemen hocamdan randevu aldım ve öğleden sonra kapısındaydım. İçeri girdiğimde gözlerim parlıyordu. Hocamda bunu fark etmişti. Evet neler buldun bakalım dedi. Cümlelerim adete akıyordu. Konuşmamı bitirdiğimde hocama baktım. Olabilir bu konuya bir bakalım dedi. Bana artık kullanmadığı diğer çalışma odasını kullanabileceğimi söyledi ve odasının anahtarını bana verdi.

Büyük bir heyecanla profesörleri, doçentlerin, yardımcı doçentlerin (şimdi doktor öğretim görevlisi oldu) olduğu koridordan hızlı hızlı yürüdüm. Dersime giren hocalarımın kapılarının önünden birer birer geçiyordum. Kendime adeta bir akademisyen gibi hissediyordum. 😜

O gün ve ertesi gün hocamın odasında bu konuyla alakalı bir çalışma yaptım. Hocam ise çalışmalarımı dikkatle inceliyor ve hergün ilerleme kaydettiğimden dolayı daha fazla ödev veriyordu. Sırasıyla ana kaynakçamı belirlemiştim. Daha sonrasında ise araştırma modelimizi oluşturduk. Araştırma modeli burada en önemli safha çünkü sizi diğer çalışmalardan ayıran ve hipotezlerinizi kurduğunuz kısım burası.

1- Türkçesi çalışılmamış tez konusu
2- Araştırma Modeli
3- Hipotezler
4- Kaynakça
5- Çalışmanın orijinalliği
6- Ölçek

Bu altısı olmadan tez döneminize gerçek anlamda asla geçemezsiniz. Benim ise artık her şeyim hazırdı. Hızlı bir şekilde yüksek lisans tez öneri formunu enstitüye teslim ettik. İlk değil ikinci teslimimizde ise enstitü tez önerimizi onayladı ve resmi olarak ben artık tezime başlayabilirdim. (İlk seferde kabul edilmemesinin sebebi formda gözümüzden kaçan bir detayın olmasıydı. Sonradan düzelttik.)

Sözün özü tez konusunu bulmak tezi yazmanın bana göre en zor kısmıydı. Tez yazma sürecini yüzdelik dilime ayırırsak;
%50 Tez konusunu belirleme
%25 Tezi literatür ve kaynakça kısmının yazılması
%25 Ölçeğin uygulanması ve analiz edilmesi olarak görebiliriz.

ÖNEMLİ BİR TAVSİYE!!! Tez konusunu bulmak için bol bol okuma yapmak mutlaka gerekli. Her şeyi bir kenara bırakın ve indirebildiğiniz bütün makaleleri indirin ve özet kısımlarına ve sonuç kısımlarına göz gezdirin. Türkçe makaleleri okuyarak ise vakit kaybetmeyin. Çünkü gerçekten vakit kaybı.

Lütfen yorum yapmayı ve bu gibi yazıları anında okuyabilmej için abone olmayı unutmayın 😊✋

Devamını Oku

ORCID Numarası Nedir ve Nasıl Alabilirim?

  Hiç yorum yok
Ekim 31, 2018


ORCID, Open Researcher ve Contributor ID'nin kısaltmasıdır. Bir nevi akademisyenlerin kafa sanal kimlik kartıdır. Kendi sitesinden kayıt alan ve kaydını tamamlayan tüm akademisyenlere sadece kendilerine has bir kimlik numarası verir. 

Dünyadaki yayım kuruluşları, dergiler, indexler ve diğer tüm akademik kurumlarla bağlantısı olan ORCID kullanıcı isimlerindeki benzerliklerin önüne geçmeyi amaçlıyor. Artık atıflardaki bahsedilen kişinin benzer isim ve soy isimdeki birisiyle karıştırılmasının da önüne geçilmiş olacaktır. 
Orcid 2014 yılından bu yana faaliyet göstermektedir. 
Türkiye'de de TÜBİTAK ULAKBİM ve YÖK arasındaki işbirliği ile yürütülen çalışmalar kapsamında, ORCID bilgisinin kullanılmasına karar verilmiştir.

Örnek bir ORCID kayıt numarası şunun gibidir: https://orcid.org/0000-0001-7625-6916

Sizde kendinize ORCID numarası almak istiyorsanız kayıt için: https://orcid.org/register

Lütfen yorum yapmayı ve bu gibi yazıları anında okuyabilmek için abone olmayı unutmayın 😊✋

Devamını Oku

Yüksek Lisans Mülakatında Ne Sorarlar?

  Hiç yorum yok
Eylül 05, 2018


Forum sitelerinde en çok karşılaştığım sorulardan birisi olduğu için bende bu konuda kendi başımdan geçen tecrübeyi paylaşmak istedim. uludağ üniversitesinde işletme anabilimdalı Yönetim ve Organizasyon bilim dalının açmış olduğu yüksek lisans ilanına başvuru yapmıştım. Bu başvuruyu tamamen ümitsiz bir şekilde yapmıştım çünkü ales puanımdan ümitli değildim. O zamanlar 79 puanım vardı.(Şimdi 85 oldu)

Daha sonra günü geldi ve ön başvuru sonuçları açıklandı ve bende listedeydim. O an çok sevindim çünkü yaptığım ilk başvuru Bursa'ydı ve mülakata katılmaya hak kazanmıştım. Bursa hiç bilmediğim bir şehir olduğu için hemen haritasını açtım. Otogar nerede, okul nerede, nerelerde kalabilirim, nerelerde yemek yiyebilirim ve vakit kalırsa nereyi gezebilirim diye işaretlemeler yaptım ve notlar aldım. Daha sonrasında hangi otobüs nereye gitmek için kullanılır, toplu taşıma kartı nereden ve nasıl alınır bunların hepsini not aldım. Otobüslerin duraklarına kadar inceleme yaptığımı hatırlarım.

Memleketten gece bindim otobüse sabahın ilk ışıklarında ezan sesiyle birlikte bursaya iniş yaptığımı hatırlıyorum. Hemen otobüslerin hareket ettiği yere geçtim ve biniş kartımı aldım. Giriş sınavı ve mülakat aynı gündü ve bütün bölümlerin günü de aynıydı.  O yüzden otobüsü beklerken benim gibi olan bir çok kişi olduğunu fark ettim ve 5 yıldır görmediğim bir arkadaşımla orada karşılaştım. O da benim gibi sınava gidiyormuş. Numalarımızı aldık vs. daha sonra yola koyulduk.

Kampüsün içini hafızama kazımıştım. İner inmez vakit kaybetmeden hemen enstitüye gittim sınav yerimi, salonumu bunları öğrendim. Sonrasında ufak bir kahvaltılık atıştırması derken sınav vakti geldi.

Salonun önünde benimle birlikte aynı ilana başvuru yapanlar vardı. Toplamda ilan 5 kişilikti ve biz salonun önünde yalnızca 4 kişiydik. Hepimizin gözlerinde aynı parıltı.( Hepimiz kazandık :) ). Öyle olmadığını içeriye girince anladık. Sınav belletmeni çok heveslenmememizi sınav komisyonunun isterse kimseyi almama hakkı olduğunu ve hepimizin eli boş dönme durumu olduğunu hatırlattı. Olsun ben moral bozmadım. Asıl aklımda olan sınav sorularıydı.

Mülakatımı bir şekilde yapacağımı düşünüyordum ama asıl sorun yazılı sınavdı. Bir cuma sabahı sanırım saat 10.30 sıralarında bizim sınavımız başlamıştı. Sınavda 5 klasik soru vardı ve bir saat süre verilmişti. Sorular hiç beklemediğim yerlerden gelmişti ve gerçekten çoğu hakkında hiçbir bilgim yoktu. Tamamen doğaçlama olarak kişisel birikimimle cevaplar yazmaya çalıştım ama nafile 3-4 cümleden fazla yazı yazamıyordum. O an boşuna bu kadar masraf yapıp geldiğime üzülmüştüm.

Sorulardan kolay olarak yapabildiklerimden hatırladıklarım bazıları:
1- Lider nedir vasıfları neler olmalıdır.
2- Stratejik yönetim nedir tanımlayınız.

Diğer 3 soruyu ise hatırlamıyorum. Zaten onlara doğru düzgün cevap yazamamıştım. Bu cevap kağıtları toplandı ve öğleden sonra 1.30'da başlayacak olan sözlü mülakata kadar serbest olduğumuz söylendi.

Moral bozukluğu ile sınavdan çıkmıştım ve hiçbir ümidim kalmamıştı. Neyse Cuma günüydü gittim namazımı eda ettim geldim salonun önüne.  Sabah ki grup aynen bekliyoruz. Daha sonra komisyon üyeleri birer birer gelmeye başladı. (daha sonradan o hocalarımı çok sevecektim) İçeride çok katı bir hava vardı ve kapı her aralandıkça bu sert hava insanın yüzüne kırpaç gibi vuruyordu. Ben mülakat sırasında 4. sıradaydım ve içeriden gelen bu sert hava her kapı açılışında biraz daha beni tedirgin etmişti.

Böyle durumlarda kolay kolay heyecanlanmayan ben sıra bana geldiğinde aşırı heyecanla kapıyı tıklattım ve içeri girdim. Komisyon üyelerinden en çok Yücel hocamdan korkmuştum. Daha sonrasında montumu çıkarmak için izin istedim ve soru cevaplar başladı.
Sabahki olduğumuz sınavın cevap kağıdım ellerindeydi ve verdiğim cevaplar onları tebessüm ettiriyordu :). Daha sonra bu soruları bana yeniden yönelttiler ve neden cevaplayamadığımı sordular. Bende alan dışı öğrencisi olduğumu ve kendi alanıma göre soruları cevapladığımdan bahsettim.
Gayet anlayışla karşıladılar. Lisans eğitimi gördüğüm okul hakkında ve derslerimiz hakkında sorular sordular.
Neden yönetim ve organizasyon alanını tercih ettiğimi sordular. Bu sorulara hep en iyi cevapları verdim. Çünkü bu sorulara kendimi hazırlamıştım.
İngilizceyle aramın nasıl olduğunu sordular. Bende ingilizce hazırlık eğitimi aldığımdan bahsettim. Tamamen muhabbet havasında geçen birkaç dakikadan sonra işler ciddileşmeye başladı ve sıkıştırmaya başladılar.
Burada ne kadar hevesli olduğumu ölçmeye yönelik sorular sordular. İşte o zaman terlediğimi hatırlıyorum. Cevaplar üretmeye çalıştım, ikna etmeye çalıştım ama nafile gibi duruyordu. Daha sonrasında soğuk bir ses tonuyla tamam çıkabilirsin dediler. Ben bir maceranın sonuna geldiğimi anlamıştım.

Dediğim gibi mülakat cuma günüydü ve 3 gün sonra pazartesi günü kazananlar için kayıtlar vardı. Ben sınavlarımın iyi geçmesi durumuna karşılık öğretmenevinde kalmayı düşünüyor pazartesi de memleketime dönmeyi düşünüyordum. Ancak buna gerek olmadığını mülakattan çıkınca anlamıştım ve doğrudan memlekete döndüm.

Pazartesi günü ise değerlendirme sonuçları açıklandı. Hocaları ikna etmişim :)
Yeniden doğruca Bursa'ya gittim ve kaydımı yaptırdım. Artık İstanbul Siyasaldan sonra Uludağ Sosyal Bilimler Enstitüsü maceram başlamıştı 2017 martında...

Lütfen yorum yapmayı ve bu gibi yazıları anında okuyabilmej için abone olmayı unutmayın 😊✋

Devamını Oku

Japonların "Gambaru" İş Felsefesi

  Hiç yorum yok
Haziran 13, 2018

Tez konumla alakalı araştırma yaptığım sırada karşıma çıkan ve Türkçe olarak henüz hakkında yazılmamış olan bir konu hakkında sizi bilgilendirmek istiyorum.

Japonların günlük hayatlarında kullandıkları ve uyguladıkları bir motivasyon felsefesinin ismi "Gambaru". Kelimeyi ilk duyduğumda ne demek olduğunu arattım ancak türkçe bir kaynak bulamadım. Bu yüzden literatüre bir katkı yapmak gerektiği kanısına vardım.

Sözcüğün kullanışı daha çok bir iş yapış felsefesini anlatıyor. Hangi işi yapıyorsan yap, en iyisini yapmalı ve en iyi sonuca ulaşmalısın demek anlamında kullanılıyor. Bu sayede tüm Japon halkının motivasyonunu arttırmak için de bir kırbaç etkisi gösteriyor.
Bir öğrenci sınavlarına hazırlanıyor en yoğun şekilde çalışmalı ve en başarılı şekilde sınavlarından geçmeli. Bir futbolcu maç sırasında en yüksek performansını sergilemeli ve takımına başarıyı getirebilmeli. Bir işçi bir evin duvarını örerken en iyi ve nizamlı şekilde örmeli ve hata payı olmamalı.

Gambaru çalışma felsefesi japon şirketlerinde çalışanlar içinde çok yoğun bir şekilde kullanılıyor ve şatışların artmasına katkı sağlanması amaçlanıyormuş.

Bu kelimeyle alakalı kalıplaşmış bir atasözleri bile mevcut ingilizce "The monk who does not work should not eat.". Türkçesi ise "Çalışmayan rahip bile yememeli". Bu atasözü, birinin çalışması gerektiğine ve çalışan bir kişinin yaşayabileceği gerçeğine değinir.
Japon halkı, gambare terimini sıklıkla ve çeşitli nedenlerle kullanıyor. En azından günde bir kez güle güle derken veya bir mektubun sonuna temenni olarak bunu ekliyorlar. Japonlar bu ifadeyi, "Hedefinize ulaşana kadar lütfen sıkı çalışmanızı sürdürün" ifadesiyle birbirlerini teşvik etmek için kullanıyorlar.

 Japonya'nın Kobe kentinde 1995 yılında meydana gelen depremden sonra Kobe halkının, şehirlerini yeniden inşa etmeleri ve hayatlarını yeniden inşa etmeleri için "Gambare Kobe" sloganı kullanıldı.


















Never ever give up, even and especially when there's no chance of winning.
Başarma ihtimalin olmasa bile asla çabalamaktan vazgeçme.

Lütfen yorum yapmayı ve bu gibi yazıları anında okuyabilmej için abone olmayı unutmayın 😊✋

Devamını Oku

PepsoDent Markasının İlginç Hikayesi

  Hiç yorum yok
Mayıs 18, 2018

Biraz farklı ve ilginç bir yazı olacak bugün. Tahminimce hayatınızda hiç duymadığınız belki de daha önce hiç merak etmediğiniz bir hikaye. Ancak tamamını okuduğunuzda sizi fazlasıyla aydınlatacak ve bugünlük bu kadar bilgi yeter diyebileceğiniz türde bir yazı ile karşınızdayım.

1900'lerin ilk yıllarında Amerika'lı tanınmış bir yönetici olan Claude Hopkins'e bir yakın arkadaşı gelir ve ona bir şeyden söz eder. Bu yeni bir tür icattır. Arkadaşının söylediğine göre bu, dişler için kullanılan naneli ve köpüklü Pepsodent ismini taktığı bir macundur. Bu daha önce kullanılmamış bir şeydi.
Claude pazarlamacılığı ile ön plana çıkmış ve kendisini kanıtlamış müthiş bir reklamcı ve yöneticiydi. Arkadaşının, bu fikrini paylaşmak için onu seçmiş olmasına şaşırmamak gerek.
O yıllarda Amerikalıların diş sağlıklarının hızla düştüğü ve görünüşlerinin kötüleştiği bir gerçekti. Çünkü insanlar zenginleşme, endüstrileşme, dağıtımın kanallarının çoğalması gibi sebeplerle şekere daha kolay ulaşabiliyor ve bolca tüketiyorlardı.

Birinci dünya savaşı sırasında asker seçimleri yapılırken bu durum hükümet yetkilileri tarafından fark edilmiş ve bir sağlık sorunu olduğu kabul edilmişti.

Böyle bir girişim daha öncesinde macun yerine toz şeklinde yapılmış ancak bu ürün dişlere zarar vermiş, insanların dişleri kırılmış ve düşmüştü. Hopkins bu yüzden bu girişimi mali bir intihar olarak görüyordu. Biraz düşündü ve arkadaşının teklifini reddetti.
Daha sonrasında ise arkadaşının baskıları sonucu bunun tanıtımı teklifini kıramadı ve kabul etmek zorunda kaldı. Bu Hopkins'in şimdiye kadar ki en karlı girişimi olacaktı ancak Hopkins henüz bunun farkında değildi.

Hopkins kısa sürede PepsoDent'i dünyanın en tanınmış markalarından birisi haline getirdi ve Amerikalılara diş fırçalama alışkanlığını kazandırmaya başladı. "PepsoDent Gülümsemesi" diye bir deyim bile ortaya çıktı.
1930'lara gelindiğinde ise PepsoDent Çin, Güney Afrika, Brezilya, Almanya gibi ülkelerde satılmaya başlandı.
Anketörler daha sonraki yıllarda yaptıkları araştırmalarda diş fırçalama alışkanlığının Amerika'nın yarısından fazlasına çok hızlı bir şekilde kazandırıldığını ortaya koydu.

PepsoDent'in içindeki temel bileşenler günümüze kadar ulaştı ve şu anda sağlıkla alakalı her yerde kullanılıyor.

Kaynakça:

The Power of Habit: Why We Do What We Do in Life and Business

Yazar: Charles Duhigg
Çeviri: Mustafa Ali Özay

Lütfen yorum yapmayı ve bu gibi yazıları anında okuyabilmej için abone olmayı unutmayın 😊✋

Devamını Oku