Akademik Birisi

Japonların "Gambaru" İş Felsefesi

  Hiç yorum yok
Haziran 13, 2018

Tez konumla alakalı araştırma yaptığım sırada karşıma çıkan ve Türkçe olarak henüz hakkında yazılmamış olan bir konu hakkında sizi bilgilendirmek istiyorum.

Japonların günlük hayatlarında kullandıkları ve uyguladıkları bir motivasyon felsefesinin ismi "Gambaru". Kelimeyi ilk duyduğumda ne demek olduğunu arattım ancak türkçe bir kaynak bulamadım. Bu yüzden literatüre bir katkı yapmak gerektiği kanısına vardım.

Sözcüğün kullanışı daha çok bir iş yapış felsefesini anlatıyor. Hangi işi yapıyorsan yap, en iyisini yapmalı ve en iyi sonuca ulaşmalısın demek anlamında kullanılıyor. Bu sayede tüm Japon halkının motivasyonunu arttırmak için de bir kırbaç etkisi gösteriyor.
Bir öğrenci sınavlarına hazırlanıyor en yoğun şekilde çalışmalı ve en başarılı şekilde sınavlarından geçmeli. Bir futbolcu maç sırasında en yüksek performansını sergilemeli ve takımına başarıyı getirebilmeli. Bir işçi bir evin duvarını örerken en iyi ve nizamlı şekilde örmeli ve hata payı olmamalı.

Gambaru çalışma felsefesi japon şirketlerinde çalışanlar içinde çok yoğun bir şekilde kullanılıyor ve şatışların artmasına katkı sağlanması amaçlanıyormuş.

Bu kelimeyle alakalı kalıplaşmış bir atasözleri bile mevcut ingilizce "The monk who does not work should not eat.". Türkçesi ise "Çalışmayan rahip bile yememeli". Bu atasözü, birinin çalışması gerektiğine ve çalışan bir kişinin yaşayabileceği gerçeğine değinir.
Japon halkı, gambare terimini sıklıkla ve çeşitli nedenlerle kullanıyor. En azından günde bir kez güle güle derken veya bir mektubun sonuna temenni olarak bunu ekliyorlar. Japonlar bu ifadeyi, "Hedefinize ulaşana kadar lütfen sıkı çalışmanızı sürdürün" ifadesiyle birbirlerini teşvik etmek için kullanıyorlar.

 Japonya'nın Kobe kentinde 1995 yılında meydana gelen depremden sonra Kobe halkının, şehirlerini yeniden inşa etmeleri ve hayatlarını yeniden inşa etmeleri için "Gambare Kobe" sloganı kullanıldı.


















Never ever give up, even and especially when there's no chance of winning.
Başarma ihtimalin olmasa bile asla çabalamaktan vazgeçme.

Lütfen yorum yapmayı ve bu gibi yazıları anında okuyabilmej için abone olmayı unutmayın 😊✋

Devamını Oku

PepsoDent Markasının İlginç Hikayesi

  Hiç yorum yok
Mayıs 18, 2018

Biraz farklı ve ilginç bir yazı olacak bugün. Tahminimce hayatınızda hiç duymadığınız belki de daha önce hiç merak etmediğiniz bir hikaye. Ancak tamamını okuduğunuzda sizi fazlasıyla aydınlatacak ve bugünlük bu kadar bilgi yeter diyebileceğiniz türde bir yazı ile karşınızdayım.

1900'lerin ilk yıllarında Amerika'lı tanınmış bir yönetici olan Claude Hopkins'e bir yakın arkadaşı gelir ve ona bir şeyden söz eder. Bu yeni bir tür icattır. Arkadaşının söylediğine göre bu, dişler için kullanılan naneli ve köpüklü Pepsodent ismini taktığı bir macundur. Bu daha önce kullanılmamış bir şeydi.
Claude pazarlamacılığı ile ön plana çıkmış ve kendisini kanıtlamış müthiş bir reklamcı ve yöneticiydi. Arkadaşının, bu fikrini paylaşmak için onu seçmiş olmasına şaşırmamak gerek.
O yıllarda Amerikalıların diş sağlıklarının hızla düştüğü ve görünüşlerinin kötüleştiği bir gerçekti. Çünkü insanlar zenginleşme, endüstrileşme, dağıtımın kanallarının çoğalması gibi sebeplerle şekere daha kolay ulaşabiliyor ve bolca tüketiyorlardı.

Birinci dünya savaşı sırasında asker seçimleri yapılırken bu durum hükümet yetkilileri tarafından fark edilmiş ve bir sağlık sorunu olduğu kabul edilmişti.

Böyle bir girişim daha öncesinde macun yerine toz şeklinde yapılmış ancak bu ürün dişlere zarar vermiş, insanların dişleri kırılmış ve düşmüştü. Hopkins bu yüzden bu girişimi mali bir intihar olarak görüyordu. Biraz düşündü ve arkadaşının teklifini reddetti.
Daha sonrasında ise arkadaşının baskıları sonucu bunun tanıtımı teklifini kıramadı ve kabul etmek zorunda kaldı. Bu Hopkins'in şimdiye kadar ki en karlı girişimi olacaktı ancak Hopkins henüz bunun farkında değildi.

Hopkins kısa sürede PepsoDent'i dünyanın en tanınmış markalarından birisi haline getirdi ve Amerikalılara diş fırçalama alışkanlığını kazandırmaya başladı. "PepsoDent Gülümsemesi" diye bir deyim bile ortaya çıktı.
1930'lara gelindiğinde ise PepsoDent Çin, Güney Afrika, Brezilya, Almanya gibi ülkelerde satılmaya başlandı.
Anketörler daha sonraki yıllarda yaptıkları araştırmalarda diş fırçalama alışkanlığının Amerika'nın yarısından fazlasına çok hızlı bir şekilde kazandırıldığını ortaya koydu.

PepsoDent'in içindeki temel bileşenler günümüze kadar ulaştı ve şu anda sağlıkla alakalı her yerde kullanılıyor.

Kaynakça:

The Power of Habit: Why We Do What We Do in Life and Business

Yazar: Charles Duhigg
Çeviri: Mustafa Ali Özay

Lütfen yorum yapmayı ve bu gibi yazıları anında okuyabilmej için abone olmayı unutmayın 😊✋

Devamını Oku

Prof Kitap'ın Kitapları Hakkında

  Hiç yorum yok
Nisan 01, 2018

Bir önceki yazımda Prof Kitap isimli yayınevi hakkında sizlere gerekli bilgileri vermiş ve alışveriş sürecimden kitapların kalitesine dair bilgiler vermiştim. O yazıma buradan ulaşabilirsiniz.
Bu yazımda sizlere kitapların içeriği hakkında bazı izlenimlerimi aktarıcam. "Ben Dünya Tarihini Değiştirenler" setini satın almıştım.
Ele alınan konular açısından kitaplar akıcı bir şekilde ilerliyor. Genel olarak duyduğum ancak unuttuğum veya tam bilgiye sahip olmadığım konuları elimin altında bulundurmanın ve zevkle okumanın güzelliğini yaşıyorum.
Ancak okumalarım sırasında rahatsız edici ve insanın konsantrasyonunu bozan çok fazla kelime ve harf hatası ile karşılaştım. Öyle ki bazen cümlenin anlam bütünlüğünü tamamen bozucu kelimeler yanlışlıkla yazılmış. Noktalama işaretlerinin yanlışlığı insanın okuduğunu anlamasını zorlaştırırken bazen can sıkıcı bir hal alabiliyor. Ortalama olarak her 4-5 cümlede bir harf, kelime ve noktalama hatası ile karşılaşmak mümkün.
Ancak genel olarak konuya hakim olabiliyorsunuz. Yazılanların kesinlikle insan katkısı oluyor. Benim seçtiğim sette her 2-3 sayfada bir başka bir olay anlatıldığı için bu durumlar beni zorlamıyor ve okuma şevkimi kırmıyor. Roman ve polisiye ağırlıklı setler sattıklarını da biliyorum. Bu tür kitaplarda nasıl bir motivasyon bozukluğu ile karşılacağınızı bilemem.
Bu yüzden roman türlerinin çoğunun çeviri olduğunu hesaba katacak olursak profesyonel bir çeviri ekibinden yararlanmadılarsa kitap içinde kurulmuş olan cümleleri hayal bile etmek istemiyorum.

Bu kadar titiz çalışan, müşteri memnuniyetine önem veren bir kitabevinin bu tür yazım hatalarını görmezden gelerek kitapları basması üzücü. Piyasaya bu kadar iyi ve hızlı girmiş bir kitabevinin bu konuya dikkat etmesi gerektiği kanısındayım zira kitapları bir lise öğrencisine okutsalar bile fazlasıyla kelime düzeltmesi yapabilirler.


Devamını Oku

Prof Kitap Hakkında

  5 yorum
Mart 28, 2018


Size yeni keşfettiğim ve deneyimlediğim bir kitabevinden bahsetmek istiyorum. Prof Kitap ismini kullanan bu kitabevi çok çok uygun fiyata kitaplar satıyor. Kitapların hepsi 3'er lira. İlk başta reklamını gördüğümde ve sattığı kitapları görünce olur mu ya öyle şey dedim. Ancak bir sipariş vermeye karar verdim. Ödeme seçeneği olarak kredi kartı yerine kapıda ödeme yöntemini seçtim güvensizliğim hala devam ettiği için. 6 kitaptan oluşan Dünya Tarihini Değiştirenler setinin siparişini geçtim.
Aradan 2 gün geçti ve beni arayıp adresi onaylattılar, onay vermemle kargoya verdiler. Daha sonrasında ise 2 günün ardından kitaplar elimdeydi. Kitapları şöyle bir inceledim. Dizginin, mürekkep kalitesinin ve kağıt tipinin başarılı olduğunu söyleyebilirim.

Sizde benim gibi kitap sevdalısı ve kitaba dokunarak okumayı sevenlerdenseniz ancak öğrenci olduğunuzdan dolayı bütün cep harçlığınızı kitaplara yatırmaktan korkanlardansanız bu siteyi tercih edebilirsiniz. 

Kitabevinin eksik noktalarına gelecek olursak arkasında bandrol olmasına rağmen barkod tüm kitaplarda aynı ve sahte. Ayrıca benim sipariş paketimin içinde fatura yoktu. Bunları ben sorun etmem diyorsanız gönül rahatlığı ile sipariş verebilirsiniz. 
Siz yine de aradıklarında faturanızı isteyin vergi kaçakçılığına izin vermeyin.

Devamını Oku

Behavior ve Behaviour Arasındaki Fark Nedir?

  Hiç yorum yok
Mart 02, 2018

Makale okurken behavior kelimesini her gördüğümde acaba burada "u" kelimesini unuttular mı diye kendi kendime sormaktan alıkoyamazdım bu düşüncemi. Ancak tez konumu belirleme süreci içerisindeyken bol bol Organizational Behavior ile ilgilendiğim ve bu doğrultuda okumalar yaptığım için farklı farklı yerlerde bu iki kelimenin de kullanıldığını gördüm. Daha sonra internette ufak bir arama yaptığımda ise bu konuyla alakalı bir türkçe açıklama olmadığını fark ettim. Peki nedir bu fark ?

Behavior kelimesi Amerikan İngilizcesi'nde kullanılan hal. Yani Amerikan İngilizcesi'nde "u" yok. Ancak dünya genelinde daha çok tercih edilen ve kullanılan ise behaviour yani "u" nun olduğu hal. Aralarında ki tek fark bu bunun haricinde anlam ve kullanım ile alakalı bir farklılık bulunmuyor bilginize :)

Lütfen yorum yapmayı ve bu gibi yazıları anında okuyabilmej için abone olmayı unutmayın 😊✋


Devamını Oku